"Dünya için üretiyoruz..."

Saturday, 26 July 2008

153 milyon avroluk kitap !

Sadece 13 sayfadan oluşan ancak 153 milyon euro değer biçilen dünyanın en pahalı "Vazife / die Aufgabe" adlı kitabı, İsviçre'nin Zürih kentinde son kez sergilendi.

Kitabın yazarı Tomas Alexander Hartman, kendisine kitap hakkında yöneltilen sorulardan çok yorulduğu için böyle bir karar aldığını belirtti. Kitap, 2009'da Dubai'de sergileneceği güne kadar bir daha çıkarılmamak üzere saklanacak. Yazar, kitabında insanoğlunun 3 en önemli sorusuna cevap verdiğini savunuyor: "Nereden geldik, nereye gidiyoruz ve yapmamız gereken vazifemiz ne?" Dünyada kitabın sadece bir kopyası bulunuyor.

Servet Değerindeki Kedi

California'daki bir biyoteknoloji şirketi, kediseverler için 22 bin dolara Ashera'yı üretiyor. Afrika'ya özgü bir yaban kedisiyle Asya leoparı ve ev kedisinin karışımı olan bu melez türün ağırlığı 14 kiloyu bulabiliyor. Mini bir leoparı andıran Ashera, bakışı ve duruşuyla tehlikeli görünse de aslında evcil bir hayvan.

Üçüz Lemurlar

Bu kürke benzeyen küçük meraklı yaratıklar iki haftalık lemur yavruları ve dış dünya ile ilk defa karşılaşıyorlar.

Kafalarının yanlarındaki parlak ve beyaz tüyleri, sarı renkli gözleri ve siyah beyaz boyun tüyleri olan bu ilgi çekici canlıların üçüz olması değerlerini daha da arttırdı.

Pembrokeshire'ın Kigetty kasabasındaki Folly Çiftliğinde dünyaya geldiler. Madagaskar'da yaşayan Lemurlar nesli tükenmekte olan hayvanlar listesinde.

Friday, 25 July 2008

Elvis Presley'in kibrit modeli

Bu şaşırtıcı bir benzerlik. Ama dikkat edin! Bir kıvılvım bile Elvis Presley'i alev alev yakabilir. 50.000 kibrit kullanılarak yapılan bu iş alev alev yanabilir.

Elvis Presley'in görüntüsüyle birlikte Marilyn Monroe, Moa Tse Tung, Muhammed Ali ve Buda'nin görüntüleri İskoç sanatçı David Mach tarafından kibritler kullanılarak oluşturulmuş.
Yaklaşık olarak 30 cm boyundaki Presley'in kibritten hekelinin yapmak için Bay Mach 500 saat ve 1.000 kutu Japon malı kibrit harcamış.

Her kibrit fiber glas bir kalıba yağıştırılmış. 52 yaşındaki Bay mach Londra atölyesinde aynı tekniği kullanarak goril,gergedan,koç ve geyikten oluşan bir seri hazırlamış. Hatta Bay Mach 15.000 kadar renkli kibrit kullanarak 4 küçük Elvis kafası inşa etmiş.

Büyük Elvis eseri 18 pounda satılmış. Bay Marc'Alışa gelmiş şeyler kulanmaya çalışıyorum kibrit çöpleri gibi çünkü insanlar onların ne oluduğunu tamamen biliyorlar. Bu maddeler herkesin hayatında ama geneklikle görünmezlerdir.'dedi. Bay Mach eşi Lesley ve 10 sanatçıdan oluşan bir grubun yardımıyla kibrit çöpü eserlerini oluşturmuş.

Çift kazara kafalardan birinin yanmasına yol açmış. Şimdi çift arasıra sergilerinin açılışlarında bu eserleri basına sergiliyor. Bayan Mach 'Bu eserler çok çabuk alevalıyor ve yandıkları zaman çok üzücü oluyor.'dedi.

Böyle Kaçış Görülmedi

Cinayetten yatan ABD'li mahkûm, firar etmek için üç ayda 20 kilo zayıfladı. Böylece hapishanenin 30 santimlik bacasından rahatlıkla geçerek, dışarı çıktı..

ABD, Teksas eyaletindeki County kasabasında hırsızlık ve cinayetten mahkûm olan 26 yaşındaki Darryl Layne Norris'in müthiş kaçış planını konuşuyor. Önceki gün hapishanenin 30 santim genişliğindeki bacasından kaçan Norris (26), planını gerçekleştirmek için 85 kilodan 65 kiloya kadar düştü.

1.85 santimetre boyundaki Norris'in 17 Nisan'da tutuklandığı açıklandı. Mahkûmun firarı kaçışın ertesi günü sayımda anlaşıldı. Hemen alarma geçen County kasabası polisleri Houston kenti polisinden de yardım istedi.

County şerifi Randy Smith, "Şu an her yerde olabilir. Silahlı ve tehlikeli" dedi. Norris'in hapishane arkadaşları ise şöyle konuştu: "İlk günden beri kaçmayı düşünüyordu. Nasıl yapacağı konusunda fikrimiz yoktu. Kilo vermesinden de şüphelenmedik. Hepimizi şaşırttı."

Av Dersi

Anne çitanın yakalayıp yavrularına getirdiği yavru ceylan çaresiz bakışlarla çita yavrularının ve anne çitanın yanında bekliyor. Hayatın acımasızlığını gerçekten hissettirebilecek bir an.

Dünyanın İlk Kumdan Oteli

Britanya'da dünya'nın ilk 'Kumdan Oteli' Dorset'ın güney kıyılarında açıldı.Bu alışılmadık otel Britanya'nın plaj turizmini canlandırmak amacıyla inşa edildi.

Görüntüsü itibarıyla size bir şatoyu yada kaleyi anımsatabilecek olan bu otel bir ekibin bir hafta boyunca günlük 14 saatlik çalışması ve tonlarca kumu şekillendirerek bu hale getirmesinin sonucu.

'Pesochnaya Otel' müşterileri 10 pound ödeyerek bu kumdan otelde bir gece geçirebilir fiyatının bu kadar ucuz olmasının sebebi her şeyin kumdan olmasına ve bir çatısı olmamasına borçlu.Çatısının olmaması aslında bir avantaj sağlıyor çünkü gece boyunca yıldızları seyretme şansına sahip oluyorsunuz.

Sunday, 20 July 2008

Tren Biletlerinden Astro Boy

Geri dönüştürülmüş Tokyo Metro biletlerinden yapılan 3.2 x 2.1 metrelik Astro Boy piksel sanatı, Tokyo'nun yeni Fukutoshin yer altı hattının açılışı nedeniyle geçici olarak Shinjuku Takashimaya büyük mağazasında sergileniyor. Takashimaya ve diğer Shinjuku bölgesi çalışanlarının birlikte yaptıkları bu çalışma Astra Boy, Uran, Professor Ochanomizu ve Heigeoyaji'yi karakterlerini içeriyor.

Karmaşık Kalem Oymacılığı

Mizuta Tasogara ve Kato Jado, ilginç ve bir o kadar etkileyici bu kalem oymacılığı eserlerine imza atmışlar. Bu zarif tahta işçiliği göründüğünden daha zor. Çünkü bu kalem üstünde yapılan oymaların içerdeki kurşuna hiçbir zarar vermeden yapılması gerekiyor. Bu hoş ve özgün çalışmanın fotoğraflarına bir de sizin göz atmanızı istiyoruz.

Erimiş Klavye

Bir kereste kesme atölyesinin şüpheli bir şekilde yanmasıyla, bu yangına maruz kalan ve eriyen klavyenin fotoğraflarına bakmaktasınız. Klavyenin plastiği, ısı yüzünden erimiş ve tuşlar artistik bir şekil almış.

Vücut Saatinin Düğmesi Bulundu

Araştırmacılar, insanların vücut saatini düzenleyen genetik mekanizmayı kontrol eden kimyasal düğmeyi bulduklarını bildirdi.

California Üniversitesinin "Nature" dergisinde yayımlanan araştırmasında, bu sürecin karmaşık genler içermesine rağmen, tüm mekanizmanın tek bir aminoacid tarafından kontrol edildiği de belirtildi.

Araştırmanın sonuçlarına göre, "Saat" geni ve ortağı "Bmali" vücudun saatini denetliyor. "Bmali" tarafından üretilen bir proteindeki tek aminoacid, vücudun ritmiyle ilgili genetik olaylar zincirini tetikleyen bir değişikliğe gidiyor. Bu değişiklik, herhangi bir şekilde bozulduğu takdirde, tüm sistemi mahvederek kontrol mekanizmasından kurtulabiliyor.

Çevredeki değişiklikleri sezinleyebilen ve çok hassas bir mekanizma olan vücut saati, uykudan metabolizma ve davranışa kadar birçok fonksiyonu düzenliyor. Bu mekanizmanın, tüm insan genlerinin yüzde 15'ini düzenlediği tahmin ediliyor.

30 yıl hiç dışarı çıkmadı !

Fransa bu olayı konuşuyor. Polis ölen annesini aramak için eve gidince inanılmaz bir manzarayla karşılaştı. Evde saçları 3 metre uzamış bir adamla karşılaştı. Yapılan araştırmada adamın 30 yıl boyunca hiç dışarı çıkmadığı tespit edildi.

Fransa'nın Monako kentinde zenginlerin yaşadığı Cap Martin'de polis 7 Temmuz'da Therese Pages evinde araştırma yaptı.

Kadın oturduğu koltukta ölü bulundu. Ancak polisi hayrete düşüren olay bu değildi. Çünkü 30 yıldır hiç dışarı çıkmamış ve saçları 3 metre boyunda bir adama rastladı.

Adamın 30 yıldan bu yana emekli annesi ile birlikte yaşadığı ve bu süre içinde dünyayla ilişkisini keserek, evde yaşadığı ortaya çıktı. Michel Pages adlı adam 1974 yılından bu yana hiç güneş yüzü görmemiş.

Michel henüz 17 yaşında iken dünyayla bağlarını keserek evde yaşamayı seçmiş. Michel Pages bulan polis, "Ev çok kötü bir şekilde kokuyordu. Açlıktan zayıf düşmüş bir adam gördüm. Çok kötü kokuyordu ve pantolonuna yapmıştı" dedi.

Saturday, 19 July 2008

Dünyanın En Kararsız İnsani

Dünyanın en kararsız adamı mı yoksa büyük bir aşk mı? Jan Morris ve Elizabeth Tukniss 1949'da ilk görüşte aşık olarak evlendi. Çiftin 5 çocuğu oldu. Ancak 40 yıl önce içindeki sesi daha fazla susturamayacağını söyleyip cinsiyetini değiştirdi.

İngiliz yazar Jan Morris, 40 yıl önce cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirerek erkekken kadın oldu ve karısından ayrıldı. Kadın olan Morris, ilk karısını unutamadı. Şu anda 88 yaşında olan yazar, önceki hafta ilk karısı ile "lezbiyen" evliliği yaptı...Morris bunun nedenini "Onu hayattaki her şeyden çok seviyorum. Cinsiyetimiz önemli değil. Birlikte yaşlanmak istiyorum" dedi.

Arkadaşlık ve Sevgi

Tek bir fotoğrafta, sevgi ve arkadaşlığın betimlenişi. Büyük ihtimalle resim üzerinde photoshop ile oynanmış, çünkü resimde kullanılan hamsterlar birbirinin aynısı. Fakat yine sanatçıdan çok etkileyici bir çalışma ortaya çıkmış.

40 Bin Kişilik Fütürist Cami Projesi

Alman mühendislik ofisi KSP Engel ve Zimmermann , mühendislik şirketi Darmstadt Krebs ve Kiefer ortaklığıyla ihaleye giren ekip Cezayir'e yapılacak cami ihalesinikazandı.

Cami 40 bin kişilik bir kapasiteye sahip olacak ayrıca minaresinin uzunluğu 214 metre uzunluğunda olacak böylelikle Cezayir Mekke ve Medine'den en büyük cami'ye sahip olan şehir unvanını alacak.

Timsah'a Saldıran Leopar

Bu inanılmaz fotoğraflarda bir leoparın timsaha nasıl saldırdığını göreceksiniz. Hal Brindley tarafından Güney Afrika Kruger Ulusal Parkı'nda çekilmiş.

Amaerikan doğa fotoğrafçısı Bay Brindley Kruger Ulusal Parkı'nda su aygırlarının fotoğraflarını çekerken bir anda çalıların arasından bir timsahın ve arkasından bir leoparın çıktığını görünce objektifini bu hayvanların üzerine çevirmiş.

Leopar ve timsahın ilk mücadelesinden sonra olayı izleyenler leoparın olay yerinden uzaklaşacağını düşünmüş.Ama timsah ağzını açarak tekrar leopara saldırmayı deneyince dramatik bir şekilde tepe taklak oluyor.

Ve leopar timsahı gırtlağından tuttuğu anda timsah delicesine leoparın karnını ayaklarıyla tırmalamaya başlıyor ve timsahın gırtlağını bırakmayan leopar timsaha zor anlar yaşatıyor.Ve leopar timsahın boğazını iyice kavrayarak yanına oturdu. Bir müddet bekledikten sonra timsahı boğarak öldüren leopar timsahın cesedini çalıların arkasına sürükledi ve gözden kayboldu.
Daha önce leoparları öldüren timsahlar görülmüştü ama bu leopar bir ilke imza atarak bir timsahı öldürdü.

Zenci Beyaz İkizler

İkizler dünyaya çok ilginç bir olayla merhaba dedi. Dünyaya gelen Leo ve Ryan kardeşler aileleri için büyük bir sürpriz oldu çünkü ikizlerden biri beyaz diğeri ise zenci.

Uzmanların açıklamalarına göre biri zenci diğeri beyaz ikizlerin doğması milyonda bir görülen bir olay. Florence Addo-Gert ve Stephan Gerth çifti 18 yaşında Randy isimli bir erkek çocuğa sahipti ve şimdi ikizlerin sağlıklı olmasının mutluluğunu yaşıyorlar.

Wednesday, 16 July 2008

Çocukluğumuzun kahramanları

Asteriks: Bunlar Roma işgali altında inleyen Galyalı direnişçilerdi. Asteriks'in can dostu 300 kiloluk Oburiks idi.


Uzay şovalyeleri: Kahramanımız siyahlı beyazlı üniforması ve robot atıyla İskoçyalı bir şovalye idi. Bir de baştan aşağı kırmızılar giyen uzun sarı saçlı bir kız vardı.


Scooby Doo: Kahramanlarımız olağanüstü olayları çözmede üstlerine yoktu. Sözde canavarların ipliklerini ortaya çıkarıyordu.


Uçan fil dumbo: Kulaklarını bir yelken gibi havada süzülmek için kullanan yeryüzünün en duygusal fillerinden biriydi. Maceralara yakın dostları kuşlarla birlikte atılırdı.


Kahraman şerif: Gelecekte geçen uzay kovboyu bütünlemesi kahraman şerif. Kendisi kızılderilidir ve kötülerin kökünü kazırdı.


Darkwing duck: Kötülerin üstüne mor pelerini ile çöken sevimli ördek.


80 Yıllık Evli Çift

Bir çift Britanya'nın en uzun evliliği rekorunu kırdı, Kraliçe çifte 1 yılda 3 kez mektup yolladı. Frank ve Anita Milford ülkenin en yaşlı çifti olunca Kraliçe onlara bir mektup göndermişti ama bu bu çifte gönderilen tek mektup değildi ayrıca Frank ve Anita Milford 100 yaşına basınca Kraliçe onlara ayrı ayrı mektup göndermişti.


Anita için önemli olan ekmek kızartma olayına ailesi ve arkadaşları yardım ediyor. Erkek çocukları Frank''İkisiyle de gurur duyuyorum!'' dedi.

En son mektup Frank'ın 100. doğum gününden 6 ay sonra Bayan Milford'un 100. doğum günün de geldi. Anita 'Uzun yaşamanın sırrını gerçekten bilmiyorum. Mutluluğu görerek ve herşeyi ölçülü bir şekilde yaparak ,iyi bir yaşam olduğunu düşünüyorum.''dedi.

Çift 1926 yılında memleketleri olan Plymouth ta yapılan YMCA dansında tanıştı. Tanıştıktan 2 yıl sonra 26 Mayıs 1928 tarihinde evlendi.Resmi nikahlarını yaptıkları bu dönemde Charlie Chaplin filmleri patlama yapmıştı.

80 yıllık evlilikleri Hereford'ta yaşayan Percy ve Florence Arrowsmith çiftinin 2006 yılındaki rekorunu geçerek yeni bir rekor kırdı. Uzun bir evliliğin sırrının tartışmalarda kaba kuvvet kullanılmamasının ve yatmadan önce öpüşmenin ve birbirlerine sarılmanın etkili olduğunu söylediler.

Bayan Milford''Bu bizim altın kuralımızdı.Bu günlerde çiftler uzun süre birlikte olamıyor çünkü birbirleri için zaman ayırmıyor. Genç çiftlere tavsiyemiz her gün küçük romantik anlar yaşamaları.''dedi.

Guinness Dünya Rekorları uzmanları en uzun İngiliz evliliğinin Güney Wales'te yaşayan 81 yıl boyunca evli kalan Tomas ve Elizabeth Morgan çiftinin olduğunu söyledi.

1 Milyon Dolara Dünya Dışında Evlilik

Macera arayan çift uzun ve maceralı bir evlilik için suyun altında ya da skydiving (hava dalışı) yapmayı düşünüyordu. Ama şimdi çift daha iyi bir tören yapabilir. Yapılacak tören hakikaten dünyanın 100 km dışında uzayda gerçekleşecek.

Bir Japon şirketi First Advantage ve Amerikan uzay şirketi Rocketplane birleşerek ilk uzay evliliğini başlatmayı planlıyor. Bu günden itibaren romantik çift düğün törenlerini Rocket Plane Xp uzay aracında yapmak için kayıt işlemlerini başlatabilir.

Yüksek kaliteli plan çifte şanslı iki pilot ve bir rahiple beraber 1 saat sürecek uçuşta beraber olma şansını ve bununla birlikte dört günlük bir uçuş eğitiminde almalarını sağlıyor. Düğün kıyafetleri ve düğün partisi roketin atıldığı yerde canlı yayınla sağlanacak bu sayede aileler ve dostlar bu eşsiz düğünü ve dünyanın dönüşünü seyredebilecek.

Ama bu büyük günü yaşamak o kadar da kolay değil çünkü ödemeniz gereken ücret 1.1 milyon pound. Ama bu uzayda düğün için ilk kayıt yaptıran Cindy Cashman ve Mitch Walling çiftini engelleyemez. Girişimci ve çok satan kitaplar yazan Bayan Cashman 'Bu fikri 1 yıl önce duymuştum.'dedi.

Bayan Cashman Bay Walling ile internette tanıştıktan sonra Bay Walling'e aşık olmuş. Bay Walling'in önerisi üzerine bu inanılmaz düğün yeri fikri ortaya çıkmış. Geride tek bir soru işareti kılıyor buda resmi nikahın nasıl kıyılacağı. Bayan Cashman bu sorunun çözüleceğinden emin.
Bayan Cashman 'Bu büyük bir iş ve yasal. Avukatımın yaptığı araştırmalara göre bu yasal bir durum. Bu tarih ,bu macerada en uç nokta.' dedi.

Traji Komik İntihar Vakası

1998'de bir Fransız oldukca karmaşık bir intihar girişiminde bulundu. Bir deniz kıyısında yüksek bir yamacın tepesine çıkıp boynuna bir ip bağladı, ipi de büyük bir kayaya bağladı. Sonra zehir içti ve kendini ateşe verdi.

Uçurumdan atlarken de tabancayla kafasına ateş etti! Ama devamı daha ilginç. Çünkü kurşun onu
ıskalayıp ipi kesti, böylece adam suya düştugünde asılı kalmadı.

Soğuk su yanan elbiselerini söndürmekle kalmadı aynı zamanda onu şoka sokarak yuttuğu zehri kusmasını sağladı. Sudan bir balıkçı tarafından çıkarılıp hastahaneye götürülen adam orada hipotermi (vücut ısısının aşırı düşmesinden dolayı öldü...

Harley Davidson 105 Yaşında...

Harley-Davidson Barselona'da toplanıyor ve US Auto'da Harley Davidson Müzesi Açılıyor. 11-13 Temmuz tarihleri arasında Harley-Davidson meraklıları ve sahipleri Barcelona'da toplandı. HOG(Harley Davidson Sahipleri Grubu) şehrin en eski gösteri merkezlerinde bir araya geldi. Bu buluşmanın asıl amacı tabiki Harley-Davidson 'un 105. yaşını kutlamaktı.

Tuesday, 15 July 2008

Dünyanın En Pahalı Tatlısı

ABD'nin New York kentinde, porsiyonu 25 bin dolara satılan bir tatlı, Guinness Rekorlar Kitabı'na dünyanın en pahalı tatlısı olarak girdi.

''Serendipity 3'' adlı pastanenin sahibi Stephen Bruce, lüks mücevher mağazası ''Euphoria New York'' ile işbirliği yaparak hazırladığı ''Frrozen Haute Chocolate'' adlı tatlıya 25 bin dolar fiyat biçti. Tatlıda, dünyanın en pahalı ve egzotik 28 çeşit kakaosunun karışımı kullanılıyor.

Orjinal ismi çift 'r' ile yazılan tatlıda 5 gram, yenilebilir 23 karat altın bulunuyor. Yenilebilir altınla çevrelenmiş bir kadeh içinde sunulan tatlının dibinde de 1 karat elmasla süslü 18 karatlık altın bilezik yeralıyor. Üstü altına bulanmış krem şantiyle süslenen tatlı, kilosu yaklaşık 5 bin dolara satılan bir trüf ile sunuluyor.

Tatlı üzeri beyaz ve siyah çikolata rengindeki elmaslarla süslü altın bir kaşıkla yeniliyor ve müşteriler isterlerse kaşığı yanlarında götürebiliyorlar.

''Frrozen Haute Chocolate'' adlı tatlı, yalnızca önceden siparişle satılıyor.

Küçük Rapçiler

İşte buradalar! Geleceğin Eminemleri 50 Cent'leri. Küçük çocukların Rapçileri andıran komik hareketlerini yaparken yakalanan fotoğrafları "Geleceğin Rapçiler"i olarak sitemize koymak istedik.

110 Milyon Yıllık Kaplumbağa Fosili

Avustralyalı paleontolog Ben Kear, kaplumbağa fosillerinin geçen yıl sonunda ülkenin kuzeydoğusundaki Queensland eyaletinde bulunduğunu söyledi.

Kear, fosillerin, kaplumbağaların iklim değişikliklerine rağmen neden 100 milyon yıldan fazla bir süredir neredeyse hiç değişmemiş olduklarının anlaşılmasına yardım edeceğini belirtti.

Fosillerin, 1998'de Brezilya'da bulunan 115 yıllık kaplumbağası iskeletinden bu yana ele geçen dünyanın en eski deniz kaplumbağası fosilleri olduğu belirtiliyor.

Klasik Antika Arabaların Valensiya Gösterisi

Valensiya koleksiyoncular ve antika araba tutkunları için önemli bir gösteri yeri. Gösteride klasik arabalar, motosikletler, araba parçaları, araba aksesuarları ve pek çok özel parça sergileniyor.

Olimpiyat Dragonu ve Çim Seddi

Milyonlarca insan Çin'de bir araya geldi. 13 kilometrelik Çin Seddi Olimpiyatlara katılan ülkelerin bayraklarıyla donatıldı. Çin Seddi ulusal renklerle bezendiği sırada Olimpiyat Dragonu birkaç saat yetkililerin elinde korundu.

Yamba Sahili Köpürdü

Serinlemek için Avustralya sahillerine inenler, inanılmaz bir görüntüyle karşı karşıya kaldı. Sydney kentinin kuzeyindeki Yamba sahillerinde deniz bir anda köpük halini aldı.

Sahildekiler, köpüklerin içinde kalınca şaşkınlık içinde kendilerini kıyıya atmaya çalıştı. Köpükler yükseldikçe sadece yüzenleri değil, sahil korumanın binası dahil, kıyıdaki lokantalarla yapıları da etkisi altına aldı.

Bilim adamlarına göre okyanusta bulunan tuzlar; kimyasallar, ölü bitkiler ve parçalanmış balıklar birleşerek bu köpüğü oluşturuyor. Daha sonra sahile doğru ilerleyen akıntılarla dalga halini alıyor. Uzmanlar, "Akıntılar ne denli büyükse, yüzeyde oluşan köpük hem daha çok artar hem de hafifler" dedi.

Çin'în Terörle Mücadele Polisleri

Önümüzde ay başlayacak olan Beijing Olimpiyatları için Çin'in seçilmiş terörle mücadele polisleri yanlarında iki tekerleği olan scooterlar üzerinde tatbikat yapıyor.

Çin'in doğu eyaletlerinden biri olan Shandong'taki halk zırhlı polis ekiplerinin kullandığı Segway isimli scootera 'Terörle Mücadele Saldırı Aracı' adını verdi.

Görevliler Olimpiyat Oyunları boyunca hava alanlarında ve spor alanlarında güvenliği sağlamak için 100 adet Segway aldı daha sonra Segwayleri çeşitli kamufulaj renklerine boyadı.

Bir tatbikatta terörist grup 10 badminton seyircisin, esir alıyor ve polis teröristlere ölüm atışları yapıyor daha sonra ekip arabaya kurulmuş bir bombayı etkisiz hale getiriyor.
Bu tatbikat eyaletin acil durumlardaki müdahale kabiliyeti test edildi ve bu tatbikata 1500 polis memuru katıldı.

Segway'i yaratıcısı Amerikan Dean Kamen 2001 yılında kalabalık şehirlerde modası geçmiş arabaları ortadan kaldırmak için 2001 yılında bu parlak fikri hayat geçirdi.

İki tekerlekli kendi kendini denge tutan makine, elektrikli bir motordan güç sağlıyor ve ayakta kullanılabilen bu araç kullanıcısının 12.5 mph hızla ilerlemesine olanak sağlıyor.

Pamlona'da Fermin Festivali

27 yaralının olduğu San Fermin Festivalinde İspanyanın Pamplona şehri sokaklarına serbest bırakan boğaların insanlara şaşkın bir şekilde saldırdı.

Delirmişçesine koşan boğalar yüz yıllardır 7 ve 14 temmuz tarihleri arasında sokaklara bırakılıyor. Sokaklara salınan boğalar arenaya kadar kovalanıyor ve arenaya girdikleri anda matadorlar onları karşılıyor. Bu güne kadar en kanlı festival 1924 yılında 13 ölünün bulunduğu festival.

Monday, 14 July 2008

En yaşlı blogcu hayata veda etti

Dünyanın en yaşlı blogcusu olarak bilinen Olive Riley, 108 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Avustralyalı Olive Riley, 1899 yılında dünyaya gelmiş ve iki dünya savaşını görmüş ve teknik olarak üç yüzyılda da yaşamış birisi olarak 107 yaşında başladığı blog kariyerini dün noktaladı. 108 yaşında hayata gözlerini yuman Olive Riley, öldüğünde blogunda 70 tane yazı yayınlamıştı.

Yazıları genellikle içinde bulunduğu hayatla ilgili olsa da zaman zaman eski günlerden gelen hatıralarını da anlatıyordu. Her ne kadar şu an sitesine erişilemese de Olive Riley'in günlüğü verdiğimiz bağlantıda yer alıyor.

Sunday, 13 July 2008

Resimdeki Garip Durumu Fark Ettiniz Mi?

Bu resimde garip olan ne var? Bu gariplik, hepimizin gördüğü gibi su aygırları arasında kalan tek bir timsah. Bizim gördüğümüz gibi su aygırları da onu görmüşler ve timsahı yanlış sürüye bulaştığına pişman etmişler.

Dönen Duvar Sanatı

İngiltere'nin en ünlü mimarlarından biri olan Richard Wilson, "Alt üst etme" adlı son sanat çalışmasıyla inşaat ve mühendislik dünyasına ilham verecek gibi gözüküyor. Bir binanın belli bir bölümünün kesilerek bir mil üzerinde döndürülmesiyle bu sıra dışı sanat eserleri ortaya çıkıyor. Maliyetleri ise 900.000 doları bulan bu eserler İngiltere'de yapılmış en cesur kamu sanatı olma özelliği taşıyor.

Dünya'nın En Büyük Poker Masası

Wise Guyz On Texas Hold'Em isimli filmin tanıtımı için 2007'de yapılan bu dev poker masası 9 metre uzunluğu ve 4 metre genişliğiyle şuana kadar yapılmış en büyük poker masası olma özelliğini taşıyor.

Tüm film tanıtımı sona erdikten sonra bu masaya ne oldu bilmiyorum ama eminim ilgi çekmesi için ya da tamamıyla başka bir seviyede oyun oynamak isteyen oyuncular için hala muhafaza edildiğine eminim.

Saturday, 12 July 2008

Dünya'nın En Büyük Kumarhanesi

Eyvah, Çinliler Venedik'i çalmışlar. Tam anlamıyla öyle değil fakat Çinliler Venedik'in daha küçük ölçekli bir kopyasını yapmışlar. Çin'deki dünyanın en büyük kumarhanesi, dünyanın en büyük üçüncü yapısı olan Venetian Macao'dan bahsediyorum.

Bu kumarhanede 1000'den fazla kumar makinesi ve 600'ün üstünde oyun masası bulunuyor ve bunlar 7/24 açık. Yani şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, paranızı kaybedecek masa bulmakta zorlanmayacaksınız.

Venetian, merkezi bir yapıyla birlikte 40 katlı kompleks bir yapı. Bu yapının maliyeti ise 1.8 milyar doları bulmuş. Bu kumarhanede ayrıca ünlü romantik şehir Venedik'in bir kopyası da bulunuyor. Bu da bize Asyalıların Batı kültürünü taklit etmeyi ne kadar çok sevdiklerini gösteriyor.

Kayak Maratonu

Engadin Kayak Maratonu, İsviçre'de düzenlenen, 10.000'den fazla kayakçının katıldığı her yık düzenlenen bir kayak maratonu. 42.2 kilometrelik yarış Maloja'dan başlayıp, İsviçre'nin dağ oteli St. Moritz yakınlarındaki Chanf'ta sona eriyor. Erkeklerin yarışını Norveçli Tor Arne Hetland kazanırken Alman Katrin Zeller kadınlar maratonunda ipi en önünde göğüsledi.

Friday, 11 July 2008

Komik Bebek Fotoğrafları

Bu sevimli küçük yaratıklar, çoğumuzun hayatındaki en önemli şeyler. Bunu hiç unutmayalım. Komik bebeklerle ilgili derlediğimiz fotoğraflara bir bakın.

Pekin, Olimpiyat Oyunları'na Hazırlanıyor

"Reuters"ten çekilen fotoğraflarda, Pekin'de bulunan bir okuldaki kızlara, Yaz Olimpiyat Oyunları'nda nasıl hareket etmeleri gerektiği öğretiliyor.

Müthiş Tasarımlar

20.yüzyılın en önemli mimarlarından olan ve evini satın alacak kişileri evin gerçek sahibi değil de sahibi yokken eve bakan bakıcılar gibi gören Frank Lloyd Wright'ın tasarladığı kesinlikle birbirinden eşsiz yapıların resimlerini sunuyoruz.

Ayna, Ayna Söyle Bana...

Ulu aynaya bakarak geleceğimizi söylemesine şahit olabilir miyiz? Ya da karşılaştığımız zor durumlarda yardım almak için aynaya sorular sorup mükemmel cevaplar almamız mümkün olabilir mi? Hepimizi bunun mümkün olmayacağını biliyoruz, hiç kimse geleceği göremez. Bununla birlikte, Carole ayna aynanın sadece bizimle konuştuğunu hayal etmemize imkan veriyor, sözlerinin sadece bize olduğunu düşünmemizi sağlıyor. Rastgele atasözleri veözdeyişlerle ayna bizimle konuşuyor.

Thursday, 10 July 2008

Kürdandan Köprüler

Sanatçı Steven Backman, daha önce 30.000 kürdan kullanarak inşa ettiği Golden Gate Köprüsü'ne bu kez daha minimalist bir yaklaşımda bulunup, aynı köprüyü tek kürdan tanesinden yapmayı başardı...

Priestman Goode'den Yotel

Yotel, dünya çapındaki otel endüstrisini yeniden tamamlayan, günümüzde İngiltere'de bulunan Gatwick Havaalanının Güney Terminalinde 46 şık kabinden oluşan ve diğer şehir ve havaalanı bölgelerine de yapılması planlanan, devrimsel yeni bir otel konsepti.

Birinci sınıf havayolu kabinlerinden esinlenilerek tasarlanmış olan Yotel, İngiltere havaalanı terminali içerisinde bulunan ilk otel olma unvanına da sahip.

Kurucu Simon Woodroffe, yenilikçi otel kabinlerini tasarlayarak esnek ve elverişli ' birinci sınıf ' otel deneyimini çok da pahalı olmayan bir fiyat politikasıyla sağlamayı düşünmüş. Yeni nesil kabinler, tam donanımlı banyolu yatak odaları, ücretsiz Wifi ve kablolu internet erişimi ve 'techno wall' eğlence sistemleriyle geliyor. Yotel, sabah erken saatlerde gerçekleşen ve uzun süren aktarmalı uçuşlar ile beklenmedik şekilde geciken yada iptal olan uçuşlar için ideal bir çözüm sağlıyor.

Kabinler, gecikmiş yada aktarma yapan yolcular tarafından kişiye özel bir ortamda bir film izlerken yada en sevdikleri müziği dinlerken bir yandan da tazelik veren bir duş alarak rahatlamak için birkaç saatliğine de tutulabiliyor. Ek olarak, yolcular sabah erken saatte gerçekleşecek olan uçuşların öncesinde, bir önceki geceden otele gelerek çok değerli olan fazladan birkaç saatlik uykularını alarak, kalkış yerinden bir adım mesafede olduklarını bilmenin verdiği rahatlıkla huzurlu saatler geçirebilirler.

5000 Bira Kutusundan Yapılmış Mustang

Jack Kirby, sanat çalışmaları için topladığı bira kutuları ile 1965 model Ford Mustang'in mükemmel bir kopyasını yapmış. İstenmeyen bira kutularının güzel bir şekilde değerlendirilmesi.

Guguk Kuşu Saat Tasarımı

Bu bir oyun değil ne çocuklar için nede nesneler için.Oyunun hepimizin keyfini çıkarması gereken bir şey olduğunu düşünün.The Pretending Clock (taklit yapan saat), kendi oyunun keyfini çıkarıyor.

Dış tarafta, kendini güzel gukuk kuşu bir saat gibi gösteriyor, içerde ise zarif bir kaplama objenin altında bulunan gerçek yatıyor.İçerisinde kol saati bulunuyor, belki de yıpranmış ve eski püskü ancak aynı zamanda fonksiyonel olan tasarım gizli bir hazine saklıyor gibi. The Pretending Clock, biz insanların tüm yüzeysel lükslerden duyduğumuz hazla kim olduğumuzu tanımlamamızı temsil ediyor.

100 Yıl Önce Nasıldı?

Farklı yerlerin yaklaşık 100 yıl önceki hallerinin ve şu anki görünümlerinin ilginç bir kıyaslamasına hep beraber bir göz atalım.

Kafaları Karıştıran Sarı Boya

Dünyadaki en kısa sarı çizgi olmaya aday (sarı çizgiler; İngiltere'de oraya park edilemeyeceği anlamına geliyor.) Ancak bir lastiğin sığacağı kadar büyük olan bu sarı çizgi, Londra sakinlerinin kafasını karıştırdı.

Disney Kahramanları Bumbi Ve Thumper

Bu heyecan verici fotoğraflar serisi, Disney'in Bambi ve Thumper isimli iki kahramanının gerçek yaşamdaki fotoğrafları gibi.Bu kareler Alman fotoğrafçı Tanja Askani tarafından çekildi.

Kendi Kendini Silebilen Kağıt

Xerox, "silinebilir kağıt" adını verdiği ve halen geliştirilme aşamasında olan bu buluşu için patent başvurusunda bulunmuştu. Xerox'lu bilim adamları silinebilir kağıt geliştirebilmek için geçici olarak var olacak görüntüler yaratmanın yollarını arayarak araştırmaya başladılar.

Çalışmaları ilerlerken "tamam şimdi bulduk" denilen nokta, belli miktar dalga boylarında ışık alan parçaların renk değiştirdikleri ve belli bir süre sonra kendiliğinden ortadan kayboldukları an oldu.

Bu noktadan hareket ederek, şu an için kendisini 16-24 saat arasında silen defalarca tekrar kullanılabilen kağıtların buluşu ortaya çıktı.

Muhteşem At Fotoğrafları

Profesyonel fotoğrafçı Tim Flach, daha çok atların, yarasaların, domuzların, maymunların ve diğer birkaç hayvan türünün fotoğraflarını çekiyor. Flach, ileri derecede biçimlendirilmiş hayvan portreleri, tasarımları ve detaycılığıyla tanınıyor. Flach'in fotoğrafları uluslar arası alanda birçok ödül almış, British Design and Art Direction ödülü ve Fotoğrafçılık Birliği ödüllerini kazanmış.

Sigara İçme Noktası

Almanya'nın Goslar kentinde "Malermeister Turm" isimli bir restoran işleten Micheal Windisch, sigara tiryakileri için özel olarak tasarladığı "Sigara İçme Noktası"nda gazetecilere poz veriyor.

Windisch, "Sigara İçme Noktası"nı, ülkenin "Aşağı Saksonya" eyaletindeki tüm restoranlarda sigara içmeyi yasaklayan bir yasanın yürürlüğe girmesinin ardından inşa etmeye karar verdiğini belirtti.

Kuru Kafa Sanatı

Damien Hirst 99 milyon dolarlık pırlantalı kafatası yapmış. Basit olarak bir insan kuru kafasını alıp binlerce dolar değerindeki değerli taşları kuru kafaya yapıştırıyor. Biraz garip ve pahalı bir hobi doğrusu.

Wednesday, 9 July 2008

En Hızlı Mesaj Yazma Rekoru

Singapurlu bir öğrenci, cep telefonuyla hızlı mesaj yazma rekorunu kırdı. Düzenlenen yarışmada, 16 yaşındaki Ang Chuang Yang, 160 karakterlik mesajı 41,52 saniyede tamamlayarak, Temmuz ayında 160 karakteri 42,22 saniyede yazan Amerikalı Ben Cook'un rekorunu elinden aldı.


Rekoru kırdıktan sonra yaptığı açıklamada, "Gelecek yıl 39 saniyeyi deneyeceğim" diyen Ang, hızlı mesaj yazmanın sırrının, harf tuşları büyük cep telefonu kullanmak olduğunu söyledi.

Bütün dünyada düzenlenen cep telefonuyla hızlı mesaj yazma yarışmalarında Guinness rekor kurumu tarafından belirlenen aynı mesaj yazılıyor.

10 Yaşında 11 Dil Konuşuyor

İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Hintçe, Taice, Svahili, Lehçe, Çince ve Uganda dilini konuşabilen Arpan, bu dillerin büyük bir kısmını piyasada satılan multimedia dil eğitim DVD'lerini çalışarak öğrenmiş. Dil ve müziğin en büyük hobisi olduğunu söyleyen Arpan, "Büyüyünce dünyayı dolaşarak cerrahlık yapmak istiyorum" dedi.

Makedonya'da VMRO-DPMNE ve DUI iktidar koalisyonu kurdular

Bir hafta süren pazarlıklar sonunda, VMRO-DPMNE Ali Ahmeti'nin liderliğindeki etnik Arnavut partisi Demokratik Bütünleşme Birliği ile kurulu yeni koalisyonu açıkladı. Anlaşmayı VMRO-DPMNE'nin en yüksek safları onayladı.

Yeni koalisyon mecliste sahip olduğu 82 sandalyeyle üçte ikiden fazla bir çoğunluğa ve önemli yasaları geçirme olanağına sahip olacak.

Gözlemciler hükümetin başlıca görevleri arasında NATO üyeliğini yeniden canlandırma ve AB katılım müzakereleri için tarih belirlemeyi sayıyorlar.

DUI, başlangıçta Mart 2009'da planlanan bir anlaşma olan Kiçevo kentinin yerel köyleriyle birlikte entegrasyonunu dört yıl ertelemeyi kabul etti. Dimovski, "DPA, meclisteki 11 sandalyesiyle 18 sandalyeye sahip olan DUI'den daha düşük bir temsile sahip olduğu için, bu partiyle bütün anlaşmaları yapmak mümkün olmadı." dedi.

DPA Genel Sekreteri Imer Aliu ise, "Başbakan, kendi seçtiği partiyle koalsiyon kurma meşru hakkına sahiptir. Kendimizi yenilmiş hissetmiyoruz. Yapıcı bir muhalefet olarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz." dedi.

VMRO-DPMNE ve DUI dil yasası üzerindeki görüşmelere devam etme kararı aldılar. DUI, VMRO-DPMNE'nin Yunanistan ile olan isim anlaşmazlığındaki tutumunu da kapsayan "100 Adımda Yeniden Doğuş" programını kabul etti. Partiler, Kosova ile aradaki sınırın BM elçisi Martti Ahtisaari'nin planı doğrultusunda çizilmesi konusunda da anlaştılar.

Anlaşmaya göre DUI'ye beş bakanlık, bir başbakan yardımcılığı ve üç bakan yardımcılığı verilecek. Başbakan Nikola Gruevski bakanlarını hafta sonuna kadar açıklayacağını söyledi.

Siyaset uzmanları başarılı bir koalisyonun bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerini etkileyeceği görüşündeler. Analist Dane Talevski, "Yeni koalisyon iyi işlerse, muhalefetin cumhurbaşkanı adayının gerçekten fazla bir şansı olmayacak." dedi.

Çok Sevimli Yavru Köpek

Sevimlilik konusunda bu köpek benim fikrime göre 10 üzerinden 11 alır. Tabi bu benim naçizane fikrim. Benimle aynı fikirde olan?

Çiçek Gibi Görünen Peygamber Develeri

Yaklaşık olarak 2500 farklı peygamber devesi türü mevcut. Her tür, bir diğerinden farklı görünüyor. Bazıları yaprak, çiçek ve buna benzer şeyler gibi görünmelerini sağlayan oldukça iyi birer kamuflaj sistemlerine sahip. Daha ilginç olanları ise çiçekleri taklit edebilenler. Burada, çiçek gibi görünen peygamber develerinin resimlerine göz atabilirsiniz.

Tuesday, 8 July 2008

Makedonya'daki ayak izlerim...

Geçenlerde nette daha doğrusu bloglarda sörf yaparken ozyozborn blogunda Makedonya ile ilgili çok güzel bir yazı okudum...Yazının müellifinden izin alarak ve daha fazla okura ulaşması ümitleri ile Ozyozborn'nun Makedonya'ya ait izlenimlerine, aynen aktarıyorum....

Uçaktan kuşbakışı dağlık, sarı ve parça parça yeşilli topraklar görüyorum…

Dağlık ve sarı bir ülke diyorum…
Dedemin doğduğu yüzyıl önce terk etmek zorunda kaldığı, Osmanlı’nın 400 yıl hüküm sürdüğü, 2 milyon 200 bin nüfuslu, 9 milliyetin yaşadığı Vardar nehrinin ikiye böldüğü Balkanların güzel ülkesi Makedonya’ya amcamla köklerimizin izini sürmeye gidiyoruz…

Makedonya’nın başkenti Skopje’nin Alexanders The Great havalimanına iniyoruz…
Adı gibi değil, küçük askeri bir havalimanı… Freeshop bile yok..

Şehre ulaşmanın tek yolu taksi…
Ülke Avrupa Birliğine girmediği halde avro geçerli, ve kazanç olmadığından ucuz bir ülke. 60 dinar 1 avro ediyor…

Taksiye biniyor ve 17 km uzaklıktaki bizim Üsküp onların Skopje dedikleri 20 avro tutacak, başkentlerine doğru yola koyuluyoruz…

Yol boyunca ekili tarlalar, mısırlar, beşik çatılı tek katlı evler ve minareler bize eşlik ediyor…
Amcamla her yanından geçtiğimiz minareyi birbirimize gösteriyoruz…
Burada da, bak burada da…
Ne çok cami var… Pilot bizi Anadolu’ya mı getirdi acaba?

Üsküp’e yaklaştıkça minarelere inat dikildiği belli olan, sol tarafta yüksekten ovaya bakan haçı görüyoruz…

Vardar’ın üstünden geçip, şehrin içine doğru girerken ben mimariyi inceliyorum.
Çatıyla oynamayı sevdiklerini görüyorum. Çeçit çeşit dik çatılar. Çatı pencereleri, teraslar…
Sosyalist rejimden kaldığı belli olan bürüt beton, kübik ve kemerli pencereli modern yüksek binalarda renk yok…
Balkon ve teraslar apartmanların olmazsa olmazları… Ama balkonlar bizden farksız değil… Kapatılmış balkonlar, dışarıya taşmış uçuşan çamaşırlar…
Muhakkak şekliyle oynanmış, tasarımı yapılmış dik çatılar ve teraslarla hareket verilerek bitirilmiş binalar…

Amcamla çatıları inceliyoruz… Bir mimar ve bir inşaat mühendisinde başka ne beklene bilinir…
Çıkardığımız sonuç: İyi bir çatı çözümcüsü, tasarımcısı değilseniz Makedonya’da aç kalan bir mimar olacağınız…
Evet bu memlekette mimarlık yapmam zor gözüküyor… Sevmem çatı çözümünü… Detaylı iştir… Hele bu memleketteki çatılar…

Taksi şehrin içersinde ilerliyor ve müstakil evlerin olduğu, çatıları alengirli bir mahalleye sapıyor…
İnternetten bulduğum otel şehrin dışındamıdır nedir?
Yeşilliklerin arsından geçiyor ve sessiz bir ara sokakta duruyoruz.
Hotel Leanardo… 9 odalı 3 katlı bir binanın alt katında yer alan sessiz, şirin bir otel… Odalar temiz, konforlu… Yatmadan yatmaya uğrayacağımız bir yer için insan başka ne ister…

Eşyalar odaya atılıyor ve Makedonya maceramız başlıyor…
Amcam taksilerin ucuzluğuna bayılıyor… otelle şehir merkezi arası 1 avro tutuyor…
Yollar geniş… Kesişen çok cadde olduğu için trafik ışıkları biraz can sıkıcı…Her yerde kril alfabesi…Altında İngilizce yada Latin harfleriyle yazılışları var ama telaffuz zorluğu çekiyoruz…

Eski Kültür Bakanı yardımcısı, Tito’nun, Özal’ın, Ecevit’in, Demirel ve Evren Paşanın tercümanı, Üsküp’ün hatta Makedonya’nın sanat ve kültür hayatında önemli roller oynamış ve oynamakta olan gazeteci-şair Makedonya’nın Yörük Türklerinden İlhami Emin beyle buluşmak için Osmanlılardan kalma taş köprünün karşısındaki Makedonya meydanına gidiyoruz.
Bu meydan için, Müslüman olmayan Makedonyalılar için Üsküp’ün kalbi denilebilinir.

Vardar, şehri istemeden ikiye ayırıyor… Eski şehirde çoğunluğu Arnavut olan Müslümanlar yeni şehirde ise Müslüman olmayanlarla Türkler oturuyor… Kağıda dökülmemiş bir sınır Vardar…

İlhami bey bize sadece Makedonya’yı değil tüm Balkanları anlatıyor.
Bu topraklarda doğup büyümüş, Balkanların yaşadığı her şeyi birebir yaşamış ve yaşamakta olan bir Makedon Türkü olarak bize hem kültürümüz ve tarihimiz hakkında hem de balkanlar hakkında hiçbir yerde bulamayacağımız harika bilgilerle bilgilendiriyor, aydınlatıyor…

İlhami beyi dinlemeye doyamıyorum… O anlatırken her şeyi not almaya çalışıyorum… Balkanların yakın ve geçmiş tarihinin şahidi o…

Makedonya’da yarım milyon Arnavut, bir milyon Makedon, yetmiş bin Türk ve çeşitli milliyetler yaşadığını öğreniyoruz… Sırplar, Boşnaklar, Çingeneler, Romen asıllı Romlar, Ulah ve Torbeşler…yaşıyormuş…

Türk nüfus Osmanlı’nın çekildiği 1912’den sonra ilk göç dalgasını yaşamış… Dedemde 1912-14 arasında her şeyini bırakarak İstanbul’a gelmiş… İki kardeş… her şeyi geride bırakarak bambaşka topraklarda yeni bir hayata adım…

İkinci göç 1953 yıllarında olmuş… Sosyalist rejimin elinde insanlarımızı bırakmayalım diyerek Türkiye vatandaşlarını çağırmış…
İlhami bey Türkiye’nin o dönemde ucuz insan gücüne ihtiyacı olduğunu ve Balkan Türklerinin sanayiyi bilmelerinden dolayı çağrılmış olabileceklerini söylüyor…
Sebep her ne ise Balkanlar boşalmış… Hiçbir hakkı olmayan milletler boşalan yerlere yerleşmişler…
Şu an Makedonya topraklarında hak iddia edemeyecek milletler hak iddia etmeye çalışıyorlar…

Arnavutlar, Müslümanlığa, Osmanlı eserlerine öyle bir sahip çıkmışlar ki bayram namazını Balkanlardaki tek hünkar cami olan II. Murat caminde kılmaya gittiğinizde sizi bizim cemaatten değilsiniz diye almamaya kalkıyorlarmış…

Hey o camiyi benim padişahım yapmış… Tamam bir zamanlar sizinde padişahınızmış ama şu an geçmişinizi, tarihinizi kabullenmeyip hem ret edeceksiniz hem de onların yaptığı camiye sahip çıkacaksınız !!!

İlhami bey anlattıkça, göç olmasaymış diyorum, buralar bizim olmasa da artık insanlarımız burada yaşamayı diğer milletlerden daha fazla hak ediyorlar…
Hiç olmadığım kadar Türk ve Milliyetçi hissediyorum kendimi…
Balkan politikalarımızın yanlışlığı, yapılan umursamazlıklar, diğer milletlerin milliyetçilik adı altında yaptıkları… Tüylerim diken diken oluyor…
Vazgeçtiğimiz 400 yıllık bir tarih ve o tarihi kendi çabalarıyla koruyup devam ettirmeye çalışan bir avuç insan…
Öyle Türk öyle milliyetçiyim ki… Dönünce bu konuda neler yapabilirim düşüncesine dalıyorum…

İlhami bey görmemiz gereken yerleri anlatıyor bu sırada…
Önümüzdeki üç gün boyunca Osmanlı’nın izini süreceğiz…

İlk durak Vardar’ın karşı kıyısı eski şehir oluyor:
Taş köprüden geçip eski şehre geldiğimizde hayal kırıklığına uğruyoruz. Osmanlı’nın yüzyıllarca yaşadığı ve İstanbul’un alınmasında çok önemli bir yere sahip olan Üsküp’te neredeyse bir elin parmaklarını geçmeyecek eser var.

İlhami bey 1963 yılında yaşanan büyük depremde şehrin yerle bir olduğunu ve şehrin dışardan gelen yardımlarla yeniden inşa edildiğini söylüyor… Osmanlı eserleri de hem depremden hem de Osmanlı’nın izlerini silmek isteyenler tarafından yok olmuş…

Bir Anadolu kasabasını anımsatan eski şehrin taş sokaklarında dolanıyoruz. Hava çok sıcak. İki katlı olmalarına rağmen tek katlı izlenimi veren cumbalı, küçük pencereli evler şimdilerde dükkan.
Çoğunluk Arnavut ve Müslüman. Başlarında beyaz takkeli erkekler, yerlere kadar uzanan etekleri ve baş örtüleriyle kadınlar İstanbul’un sevmediğim muhitlerini andırıyor…

Osmanlı’nın her gittiği yere muhakkak diktiği Çınar burada da var… Avluyu kaplayan dallarının serinliğinde öğle yemeği yemek için Çınar altına gidiyoruz.
Makedonya su bolluğu olan bir ülke… Çınarın yanında durmadan akan bir kaynak var…
Çınarın dalları, kaynaktan akan suyun serinliğinde bu yöreye has olan güveçte pişirilen kuru fasulye üzerinde 5 kebap yiyoruz. Makedonya’da köfteye Kebap denildiğini öğreniyoruz… Ekmekler küçük pide şeklinde… Nefis bir lezzet… muhakkak tadılmalı…

Eski şehirde görülmesi gereken yerler; Kale (kaleye kale diyorlar. Çok olmasa da bir çok sözcük Türkçe den dillerine geçmiş) şimdilerde galeriye dönüştürülmüş, Davut Paşa Hamamı, Türkiye’nin bin bir naz sonucu kabul ederek restore ettirdiği Mustafa Paşa Camisi, Çifte Hamam,bahçesinde Yahya Kemal’in annesinin mezarının olduğu (ama yeri belli değil) İsa Bey cami, Tophane semtinde yer alan Saat Kulesi ve tek Hünkar camisi olan II Murat Cami.

Tophane semti önemli bir semt. İstanbul’un fethinden önce Fatih Sultan Mehmet bu semtte şu an olmayan bir konakta yaşamış ve fatih çalışmalarını burada yapmış… Fetihte kullanılan toplar bu semtte hazırlanmış…

II Murat Cami çok güzel. İbadet binaları çok nadir bende ibadet etme isteği uyandırır, bu camide öyle binalardandı. Güzel gözlü sarı-yeşil gözlü Türkçe konuşan Arnavut imamının rehberliğinde camiyi geziyor ve demlediği nefis çayı içerken, bu kadar iyi bir adamın cemaatinin camiyi sahiplenip Türkleri cemaatten değilsiniz diye içeriye sokmaması ne kadar tuhaf diye düşünüyorum…

Ama öğreniyoruz ki Arnavutlar Müslümanlığı Osmanlılardan öğrendiklerini kabul etmiyorlar, Makedonya bayrağını değil her durumda kendi bayraklarını kullanıyorlar, 16.yydan kalma görüntüler sergiliyorlar, büyük Arnavutluk hayalini güderek eğitimlisi-eğitimsizi tüm kadınlar en az 5 çocuk dünyaya getiriyor, bir ailede 3 farklı dine inanan çıkabiliyor ve Makedonya mafyası onlardan soruluyor…

Camiden ayrıldığımızda gün batmak üzereydi ve Zafer Bayramı için Askeri Ateşenin hazırladığı resepsiyona katılmak üzere Kurşunlu Han’a gittik. Son derece ilginçti. Türk ve Makedon bayraklarının arasında asılı Atatürk… Hanın avlusunda Türk yemekleriyle donatılmış masalar ve her ülkenin ateşeleri, Üsküpteki aydın Makedonyalı Türkler…

Çok ilginç insanlarla tanışıyoruz resepsiyonda…Balkanları bu coğrafyada yaşayan Türkleri ve onların bize bakışlarını öğreniyoruz…

Sırplar zamanında hapishane olarak kullanılmış olan şimdilerde Türkler ve Arnavutlar arasında kimin olacağı tartışmaları yapılan handan, karışık duygular içerisinde ayrılıyorum…
Zafer bayramını kutlamaktan mutluyum ama aynı zamanda Türkiye’deki gelişmelerden hoşnutsuzum, Genel Kurmay ve Cumhurbaşkanı arasındaki görüntüler hoş değildi, memleket nereye gidiyor, bu topraklarda ki sayımız ve ilgimiz azalıyor...
Amcama dönüp: Heeyt Balkanlar yine bizim olmalı ! Hiç olmadığım kadar Türk ve Milliyetçiyim…diyorum.
Amcam gülüyor, buraya gelince milliyetçi duygular kabarıyor diyor.
Ne mutlu Türküm diye ! bağırıyorum…

Ertesi gün İslam mimarisi için çok önemli sayılan bir camiyi görmek için Kalkandereye yani Tetove’ye gidiyoruz.
Ulaşımımızı rastlantı eseri bulduğumuz bir taksiciyle sağladık. Ortodoks Makedon olan Petar, şu an yüzde yüz Müslüman Arnavut kasabası olan Tetove’ye gitmeden önce arabasındaki bütün dini simgelerini çıkardı Tetove’de bizimde Müslüman ve Türk olmamızın bir anlamı yoktu. Bir çok mafya hesaplaşmasına sahne olan Tetove’de yaşayan Türkler Türklüklerini saklayarak yaşamak zorun dalarmış. Evde Türkçe dışarıda Arnavutça konuşmak zorunda kalıyorlarmış. Arnavutça konuşmuyorsanız pazardan bir kabak bile alamıyorsunuz…

Alaca Cami İslam mimarisinde tek dışı ve içi süslü, figüratif cami. Son Paşa Abdurrahman Paşa’nın kızı ölünce onun adına yaptırdığı cami bir tablodan farksız.
Caminin avlusunda gördüğümüz kuran kursuna giden iki küçük kızla yaptığımız sohbet çok ilginçti.
Kızlar Türkçe konuşuyordu ve Türkmüsünüz diye sorduğumuzda, hem Arnavut hem Türk olduklarını söylediler.
Ve İlhami bey yolda bahsettiğim durumun canlı örneği dedi.
Türküm ama Arnavut köyünde yaşıyorum o zaman bu gizli kalmalı. Kalmazsa iş yok, ev yok, aş yok !

Caminin arkasında yer alan duvarlarda eski derebeyinin evinin olduğunu ve derbeyin torunları tarafından yıkılmak istenen evin İlhami bey ve arkadaşları sayesinde yıkılmaktan kurtulduğunu öğrenip evi görmeye gidiyoruz.

Paşaoğullarına ait çok özel bir örnek. Anadolu toprakları dışında, bu coğrafyanın koşullarına uyarlanmış bir Osmanlı evi. İki katlı, ikinci katında açık avlusu bulunan, müthiş geniş saçaklı, muhteşem ahşap işçiliğine sahip bir ev. Evin etrafında günümüz mimarisinin eskiye benzemeye çalışan iğreti kopyaları… İlhami bey beyin torunlarının evleri diyor kopyalar için.
Benim için tarifi imkansız bir güzellik, örnek…

Tetove aynı zamanda Osmanlılarca bu topraklara getirilen Bektaşiliğin önemli bir tekkesine de ev sahipliği yapıyor. Harabati Tekkesi ahşap ve taşın müthiş uyumuna sahip. Hayatımda ilk defa tekke görüyorum. Geniş yeşil bir bahçe içinde Arnavut bir dedenin denetiminde, seyire doyamadığım, Sunni ve Bektaşiler arasında paylaşım sorunu yaşanan mahkemelik bir yer. Sersem Ali Tekkesi diye de geçen tekke Sosyalist Rejimde sosyal etkinlikler için kullanılan bir yermiş.

Tekkeden sonra Makedonya’nın en yüksek dağı olan bir zamanlar Türk sonra Tito ve günümüzde papaz şapkasına benzerliğinden dolayı Şapka adıyla anılan, kış sporlarının yapıldığı dağa çıkıyoruz.
Dağda müstakil evler ve küçük yıldızlı oteller var. Balkan kış sporlarına ev sahipliği yapan kayak merkezinin yolu çok bakımlı. Bizim Uludağın patlamış, yamalı asfaltı geliyor aklıma…
Şapka dağının kaşarlı köftesi meşhurmuş nefis bir ziyafet çekiyoruz kendimize…
Dağ o kadar huzurlu ve güzel ki… Makedonya’da hayat çok yavaş akıyor…Huzuru ve sessizliği hissediyorsunuz… Bütün ülke medite olmuş gibi… ama aslında, gözle görülmeyen bir kazan kaynıyor…

Ve Makedonya’nın olmazsa olmazı, sayfiye yeri, Unicef’in koruma altına aldığı Ohrid…
Ohrid virajlı dağ yollarından geçrilerek gidilen otobüsle 4 saat süren Skopje’ye 168 km uzaklıkta bir şehir.
Taksi şoförümüz bizi 85 avroya götürebileceğini söylüyor. Çok iyi bir fiyat. 15 gün önce Şehir Tiyatrolarının bir etkinliği dolayısıyla Ohrid’e gelen amcam, Skopje’ye gitmek için fiyat sorduğunda 200 avro demişler ona…
Amcama taksi ücretleri sudan ucuz geldiğinden tamam diyor. Bence de tamam. Sıcaktan bunalmasın, keyifli bir yolculuk yapsın ve mutlu olsun başka arzum yok…

Ohrid’e sarı yeşil topraklar arasında dik çatılı, sıvası olmasa da muhakkak çatısı olan tek katlı, 2 şerefeli hatta bir tanesinde 3 şerefeli camileri olan Arnavut köylerinden geçerek yol alıyoruz. Arnavutların minare mimariside son derece ilginç. Farklılıklarını, ayrımlarını mimariylede ifade ediyorlar.
Yol boyunca dağlar yemyeşil… Göz alabildiğine yeşillik…

Sur içindeki Ohrid evleri Safranbolu evlerine benziyor. Ünlü mimarımız Cengiz Bektaş Makedon mimarlara yaptığı sunumda ilk önce Safranbolu evlerini gösterince, Makedon meslektaşlarımız bizim Ohrid mimarisi diye bildiğimiz evler demek ki Safranbolu evleriymiş demişler…

Ohrid gölü Makedonya ve Arnavutluk arasında sınır oluşturan Avrupa’nın ikinci en büyük gölü. Makedonların sayfiye yeri. Benim için göle girip yüzmek imkansız bir şey. Ama Makedonlar için böyle değil. Ohrid’e gidince gidilmesi gereken ve göle akan nehir üzerindeki restaurant ta balık yenilmesi gereken St. Naum Manastırı ilk durağımız oluyor. Ortodokslar için kutsal olan mekan bizim için alabalıkları dolayısıyla kutsal oluyor.

Ohrid incisiyle ünlü bir şehir. Sokaklarda incik boncuk satan bir çok satıcı görüyorsunuz. Ohridin geleneği takıcılıkmış.
Eski şehrin meydanında kocaman, restorasyon görmüş çınarın çevresindeki banklarda gölgesinde oturup, yanındaki kaynaktan su içmek…
Ohrid Yunan Adalarını anımsatıyor... Osmanlı mimari izlerini taşısada, var olan mimari kültür-gelenek Anadolu'dan gelmiş olsada Osmanlı diyemiyorsunuz...


Dönerken, yemyeşil ormanlara bakarken göz ucuyla Petar’a bakıyorum… O kadar iyi bir insan ki benim Müslüman onun Ortodoks olması bir önem arz etmiyor… Görünmeyen bilinmeyen bir tanrıya farklı şekillere ve adlara sahip ibadethanelerde ibadet ediyoruz… Harabati Tekkesindeki dedenin sözleri geliyor aklıma, hepimiz kardeşiz ve hepimizin sonunda ihtiyacı iki metrelik toprak… Evet öylede Tekkede neden Arnavut bayrağının yanında Makedonya bayrağı asılı değildi o zaman?

Yeşil dağlara bakıyorum, yol yol yapma isteği uyandırıyor. Huzur veren bir ülke. Hayat yavaş akıyor. Yağmurdan sonra çıkan gökkuşağının hissettirdiği, hem hüzün hem mutluluk duygusunu hissettiriyor bu ülke bana…

Her şey yolundaymış gibi gözükse de Balkanlar, Makedonya gözle görülmez bir kazanda kaynıyor…

Dede toprağında olmak güzeldi.
Tarihimi öğrenmek güzeldi…
Vardar kıyısındaki kafelerde oturarak gün batımını izlemek güzeldi...
Osmanlının bu coğrafyadaki mimarisini görmek ve dokunmak güzeldi...
Elden bir şeyler gelmesede yok olan kültürümüze sahip çıkabilsek demekten başka bir şey diyemiyorum…
Bu topraklarda bu kadar az olmak..
Ve bu kadar sahipsiz olmak…
Hükümetin Balkanlar politikası var mıdır? Sanmıyorum...

Gezilecek çok yeri var, baharda amcalarımla Bulgaristan sınırında kalan, Bir zamanlar Selanik'in kasabası olan Petriç’e yol alacağım bu sefer…
Türk kalmamış olsa da, dedemin doğup büyüdüğü ev olsa da olmada da ona bir avuç toprak götürmek için…

Dağlık, sarı- yeşil renkli bu ülkeden ayrılırken karışık duygular içerisindeyim…
Ne mutlu Türküm diyene de, keşke azınlık olmasaymışız beyaw ! diyorum...
Yağmurdan sonra çıkan gökkuşağının hissettirdiklerini hissettiren güzel, sarı-yeşil renkli buz gibi suları olan bu ülke, gözle görülmeyen bir kazanda kaynıyor...
Nolur kaynatmayalım...
Nolur geçmişimize, eserlerimize sahip çıkalım...
Nolur...
http://ozyozborn.blogspot.com/

Dünya, Dünya İçin Eylemde

İklim değişikliğine karşı küresel eylem gününde önceki gün dünya çapında düzenlenen gösterilerde soruna dikkat çekildi ve liderlerden "iklim değişikliği felaketine" karşı harekete geçmeleri talep edildi.

Dünya çapında yüzlerce kent ve kasabada, kayakçılar, ateş yutan hokkabazlar ve çevre eylemcileri bir araya geldi. Endonezya'nın Bali Adası'nda da yüzlerce kişi gösteri düzenledi.

Tayvan'ın başkenti, Taipei'de 1500 kişi eylemdeydi. Yeni Zelanda'nın Auckland kentinde 350'yi aşkın kişi, vücuduyla yere "Climate SOS" yazdı. Almanya'da 5 dakika karanlık eylemi düzenlendi, yürüyüş yapıldı. Berlin'de bir heykeltıraş Branderngburg Kapısı'nda 15 ton buz üzerine bir kutup ayısı oydu. İngiltere'de bisikletçiler, Londra'da pedal çevirerek yoğun trafiği protesto etti. Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de göstericiler az kar yağmasını kayaklarını yere dizerek protesto etti.

Filler İçin Bir Cennet

Kenya Nairobi'de bulunan Tsavo Milli Parkı, bir doğa bilimci David Sheldrick tarafından keşfedilmiş ve bu park şu anda Kenya'nın en büyük vahşi yaşam barınağı konumunda. Burası en kalabalık fil nüfusuna sahip ve diğer parklardan çok daha fazla biyolojik çeşitliliğe sahip bir park. Tsavo yaşam alanından birkaç fotoğrafa göz atmaya ne dersiniz?

İneği Hapse Attılar

Ülkenin Giron şehrinde motosikletiyle gitmekte olan bir kadın aniden önüne çıkan ineğe çarptı. Kaza esnasında kadın ağır yaralanmasa da polis, ineğin tehlike arz ettiğine hükmederek hayvanı tutukladı ve şehrin hapishanesinin bahçesine koydu.

Polis sözcüsü, medyanın sorularını cevaplarken, "Şayet kazayı işleyen bir kadın veya erkek demir parmaklıkların arkasına girebiliyorsa neden bu bir inek olmasın?" diye konuştu.

Dünyanın En Şanssız Loto Talihlisi

Satın aldığı 10 dolarlık piyango biletine 1 milyon dolarlık ikramiye vuran Elliott, parasını tahsil için gittiğinde hiç hesap etmediği bir olayla karşılaştı.

Hayatını kumara adayan bu adam elindeki avucundaki bütün parayı kumarda harcadı.Yetmedi 20 yıllık maaşının karşılığı aldığı çekleri bozdurarak bunları da kumarda kaybetti.

Beş parasız kalınca kumar oynamak için banka soymaya karar verdi.

2001 yılında Massachusetts'de girdiği bankaya soyamadan yakalandı.Soygun girişimi sırasında silah ve şiddet kullanmadığı için kısa bir süre hapis yatan Elliot, cezaevinde şartlı salındı.

Hakim, Elliot'un 5 yıllık deneme süresince hiçbir kumar oyunun oynanaması ve hatta bu oyunlara yaklaşmaması koşuluyla serbest bırakılması karara verdi.

Kumar oynarsa tekrar hapse girecek olan Elliot, uzun süre kumardan uzak durdu. Ta ki geçen haftaya kadar.

Geçen hafta bir süpermarketten alış veriş yaparken elindeki son 10 dolara bir piyango bileti alan Elliot'a 1 milyon dolarlık ikramiye isabet etti.

İkramiyesini almak için piyango şirketine giden elliot'un adı yasaklılar arasında çıkınca ortalık karıştı.

Polis tarafından 5 yıllık deneme süresi dolmadan hakim kararına aykırı davranmaktan tekrar gözaltına alınan şanssız adam, sorguya alındı.

Tutuklanması beklenen Elliot için parayı alıp alamayacağı tartışmaları başladı.

Piyango idaresi ilk kez böyle bir durumla karşılaştıklarını belirterek, "Parayı verip vermeyeceğimiz belli değil. Kendisi yasalara göre kumar oynamaktan yasaklanmış birisi.Yasalara göre oyun oynaması yasak olduğu için parayı alamaz. Ancak bu konuda mahkeme kararını bekleyeceğiz." dedi.

Bebek Pandaların Gelişimi

Onlara canlı bir oyuncak ayı görünümü veren şirinlikleri nedeniyle insanların en gözde hayvanlarından biri olan pandaların doğduktan sonraki gelişimlerine bir göz atmaya ne dersiniz? Pandalar ayrıca bambu yiyen uysal hayvanlar olarak bilinir.

Monday, 7 July 2008

Penguenler Yürüyüşte

Hokkaido'nun kuzey adasında bulunan Ashiyama Hayvanat Bahçesi Kral Penguenlerini, kış aylarında aşırı kilo almamaları için günde iki kere, 500 metre yürüyüşe çıkarıyor.

Dünyanın En Uzun Kızlarından Biri

Bu mavi gözlü Alman kız, dünyanın en uzun boylu kızlarından biri. Boyu 2.06 metre olan bu kızın ayak numarası ise 49. Resimlerde de bu kızın boyunun nasıl kapıdan bile uzun olduğunu göreceksiniz.

Hayvanlarla Konuşabilen Kız

Rose 4 yaşında. Ne anne, ne de baba dedi ama atlarla, ineklerle konuşabiliyor.


İngiltere dört yaşındaki Rose Willcoks'u konuşuyor. Genetik bir hastalıkla doğan küçük kız 'Anne' bile diyemezken hayvanlarla kurduğu iletişim görenleri şaşırtıyor.

Daily Mail gazetesinin haberine göre dört yaşındaki küçük kızın ağzından henüz 'Anne' ya da 'Baba' sözü bile çıkmadı. Bir yaşından bu yana sadece hayvanlarla konuşan Rose, vaktinin çoğunu çiftlikte inekler, atlar, yunuslar ve kuzularla konuşarak geçiriyor.

Hertfordshire'da ikamet eden Rose'un ailesi kızlarının hayvanlarla konuşurken onların çıkardığı sesleri taklit ettiğini ve yanıt aldığını açıklıyor.

Rose'un annesi Esme, 'Kızımın inek ve atlarla diyalog kurması beni her zaman çok şaşırtıyor. Çünkü hayvanlar da ona aynı tonda sesler çıkararak karşılık veriyor' dedi. Rose incelenmek için ABD'ye götürülecek.

Sunday, 6 July 2008

Para Atmayınca Patlayan Kumbara

Bu kumbara uzun süre parasız kalmaya dayanamıyor. Önce sizi ikaz ediyor sonra patlıyor. Japonya'da Tomy adlı bir oyuncak şirketi, içine uzun süre para atılmadığında "patlayan", kumbara üretti.

Para atmayınca patlıyor:
Gelecek hafta satışa sunulacak olan kumbara, uzun süre para atılmazsa ışıklarını yakıyor, ses çıkarmaya ve sallanmaya başlıyor. Bu uyarıların ardından da para atılmazsa kumbara, içindeki paraları dışarı fırlatıyor.

Dişleriyle Treni Çekti

Malezya'da 'Diş Kralı' takma adlı bir adam,yeni bir dünya rekoruna imza atarak dişleriyle 7 vagonlu bir treni çekti.

Malezya'da 'Diş Kralı' lakaplı Rathakrishnan Velu yedi vagonlu bir treni dişleriyle hareket ettirerek Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi. Ağırlığı 297.1 ton olan treni dişleriyle 2.8 metre çeken Rathakrishnan daha önce de 260.8 tonluk treni 4.2 metre çekerek rekor kırmıştı. Diş macunu reklamı teklifleri alan rekortmen her gün 4.30'da çene egzersizi yapıyor.

Çılgın Dozer Şoförleri

Dozer şoförlerinin işinin sıkıcı olduğunu düşünüyorsanız, şu fotoğraflara bir bakın. Eminim fikrinizi değiştireceksiniz.

Dünyanın En Pahalı Kedisi

Dünyanın en pahalı en evcil ve en nadir kedisi Ashera'nın fiyatı 24.000 Dolar.

Mayına Basan File Protez Bacak

44 yaşındaki Motala adlı fil, takma bacağı sekiz ay kadar kullandıktan sonra, bacak kaslarının yeterince kuvvetlenmesi halinde kalıcı protez bir bacağa sahip olacak.

Motala, 1999 yılında Tayland-Birmanya sınırında bir tomruk kampında çalıştığı sırada mayına basarak, gazetelerin manşetlerine oturmuştu. Veterinerler, Motala'nın sol ayağını tedaviyle kurtarabilmiş ancak bacak diğerlerinden daha kısa kalmıştı. Bundan beri de, Bangkok'un 600 kilometre yakınlarındaki Lampang bölgesinde, Asya Filleri'nin Dostları hastanesinde tedavi görüyordu.

Mottala'nın protez bacağı, iki haftadan uzun süredir her gün takılıyor ve çıkarılıyor. Veterinerler, Mottala'nın bacağı reddetmemiş olmasından memnun olduklarını söylüyor.

Hastane yetkililerinden Soraida Salwala, "Rahatsız olduğuna dair hiçbir belirti göstermedi. Tamamen bizimle işbirliği içinde davrandı. Sanırım, üzerine daha fazla ağırlık koyduğumuzda kasları ve tendonlarını da esnetebilecek ve ayağına yük verebilecek" diye konuştu.

Hastane yetkilileri, Motala'nın yürüme egzersizleri yapabilmesi için protez bacağını her gün yedi saat takılı bırakıyor. Eğer herşey yolunda giderse, altı ila sekiz ay içerisinde, Motala'ya fiberglas ve silikondan yapılan daha ağır bir protez takılması sözkonusu.

Motala'nın geçirdiği kaza, Birmanya'nın 50 yıl süren isyanı boyunca Tayland sınırına döşenen mayınların yüklü olduğu alanda çalışan fillerin işinin ne denli zor olduğunu ortaya koymuştu.

1.8 Milyon Yıllık Kafatası Bulundu

Kafatasının bulunduğu kazıya katılan Gürcistan Ulusal Müze Müdürü David Lordkipanidze'nin verdiği bilgiye göre, başkent tiflis'in 100 kilometre güneydoğusunda Dmanisi bölgesinde bulunan kafatası, 14 yıl önce aynı yerde bulunan çene kemiğiyle uyuşuyor.

Bulunan kafatası, insan kökenlerinin Afrika'dan Avrupa'ya göç ettiği yönündeki kuramdan yarım milyon yıl daha eskiye gidişe işaret ediyor.

George Washington Üniversitesi İnsan Paleobiyoloji İleri Araştırma Bölümü'nden Prof. Dr. Brian Richmond, Buluş, "insan soyunun yeryüzüne dağılımında, göçlerde eşsiz değerde" görüşünü aktardı.

Parmaktan sanat olur mu?

Görmüş olduğunuz figürler kesinlikle oyun hamurundan veya plastik malzemelerden yapılmış oyuncaklar değil. Sadece insan elinin yaratmış olduğu birtakım ilginç şekiller.

1997 yılında vefat eden İtalyan artist Mario Mariotti'nin elini farklı birtakım şekillere sokarak yarattığı hayvan, futbolcu ve müzisyen figürleri.

Biraz boya ve yardımcı birtakım malzemelerle desteklenmiş bu el şekillerini Mariotti ölmeden önce fotoğraflamış. O zamandan bugüne de, bu yaratıcı fotoğraf kareleri birer sanat eseri değeri taşıyor. Tıklayın ve ilginç sanat figürlerini siz de keşfedin…

10 dakikada 59 sosisli yedi

ABD’nin bağımsızlık yıl dönümünün kutlandığı önceki gün, New York’ta düzenlenen geleneksel sosisli sandviç yeme yarışmasını, bu yıl da geçen yılın şampiyonu ABD’li Joey Chestnut kazandı.

24 yaşında, 102 kilo ağırlığında olan Chestnut 10 dakikada 59 sandviç yiyerek, Japon rakibi Takeru Kobayaşi’yi geride bıraktı. Geleneksel sosisli sandviç yeme yarışması, sosis firması Nathan tarafından 1916’dan bu yana New York’un yazlık beldesi Coney Island’da düzenleniyor.


Nick Heiwa'nın Fotoları

Japon Sanatçı Nick Heiwa'nın çalışmalarında harika fotoğrafçılık yetenekleri göreceksiniz. Resimlere bir bakın ne demek istediğimizi anlayacaksınız.

Saturday, 5 July 2008

Kurt Çocuk Alarmı

Rusya'nın Kaluga bölgesindeki ormanda kurtlar tarafından büyütüldüğü tahmin edilen vahşi bir çocuk bulundu. Kliniğe yatırılan ancak kaçan çocuk için yetkililer "çok tehlikeli" açıklamasında bulundu.

Ormanda kurtlarla avlanırken önceki gün köylüler tarafından bulunan "kurt çocuk", Moskova yakınlarındaki bir kliniğe kapatıldı. Önüne konulan yemekleri tanımayan ve sadece hırıltı çıkaran "kurt çocuk" kinikten kaçtı.

Şimdi her yerde aranan 10 yaşlarındaki "kurt çocuk" için Rus polisi, "El ve ayakları pençe gibi. Tipik kurt davranışları gösteriyor. Çok keskin ve kuvvetli dişleri var. Yardım etmeye çalışanlara saldırıyor" açıklamsında bulundu. Rusya'da 'Mowgli' denilen çocuklar, hayvanlar tarafından yetiştirilsinler diye aileleri tarafından ormana bırakılıyor.

Yeşil renkli ter

Teri yeşil renkli olan bir Çinli, doktorları şaşkına çevirdi. Chutian Metropolis News Gazetesi'nin haberine göre, Wuhan kentinde yaşayan 52 yaşındaki Cheng Shunguo'nun teri, geçen ayın ortasında yeşil renge dönüştü.

''İç çamaşırlarımın ve yatak örtülerinin hep yeşil olduğunu farkettim, hatta duştaki su bile yeşil oldu'' diyen Cheng, bu durumdan bir rahatsızlık duymadığını, ancak hastaneye gittiğinde, doktorların kendisi için endişelendiklerini anlattı.

Doktorların, koltukaltlarını temizledikleri Cheng, 10 dakika sonra yine yeşil renge dönüştü. Cheng'e türlü kan testleri uygulayan doktorlar, anormal bir durum bulamadılar.


''Yeşil terin nedenini bulamadık'' diyen hekimler, medyayı durumdan haberdar ederek, bir çözüm bulunabileceğini umuyorlar.

Salyangoz Yumurtası El Yakıyor

Salyangoz sezonunun başlamasıyla birlikte gramajınada zam yapıldı. Noelin vazgeçilmez yemekleri arasında yer alan salyangoz yumurtasının 50 gramı 80 Eurodan başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.

En Nahoş Meslek

İşinizin çok berbat bir iş olduğunu mu düşünüyorsunuz? Biraz daha aşağı inin ve bu kadının yaptığı işi görünce belki fikrinizi değiştirirsiniz.

Fark Edemediğimiz Şeyler

Bazı problemler küçük ve önemsiz gibi gözükse de, bu fotoğraflar, bir gün bu küçük problemlerin büyüyerek çözülemez hale gelebilme olasılığı nedeniyle, çevreyi önemsemenin ve korumanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Dünyanın en tuhaf insanları

Bu insanlar dünyanın en tuhaf insanları… Kimi Guiness Rekorlar Kitabında bile yerini almış. Onların hepsi “İster İnan, İster İnanma” sergisinde buluştu. Sergiyi Robert Ripley adlı Amerikalı gezgin açmıştı. Ripley dünyayı dolaşarak insanların şimdiye kadar karşılaştığı en ‘garip’ nesneleri topluyor ve müzesinde sergiliyor.



İŞTE DÜNYANIN EN TUHAF İNSANLARI VE GARİP NESNELERİ:


'Kertenkele Adam' olarak bilinen Erik Sprague ile 'Pörtlek gözlü' lakabına sahip olan Jalisa Thompson.


.

'Dünyanın en büyük ağızlı adamı' Jim Purol 200 pipeti aynı anda ağzında tutabiliyor.



'Kılıç Yutan' lakaplı Dan Meyer gösteri yapıyor.


'Kedi Adam' olarak bilinen Dennis Avner.


Friday, 4 July 2008

Fareler Birbirinin Acılarını Paylaşıyor

Yapılan araştırmalarda farelerin kafesteki arkadaşları acı çektiği zaman bunu anladıkları ve bu durumdan etkilendikleri görüldü...Bugüne kadar empatinin, yani başkalarının duygularını anlayabilmenin daha üstün varlıklara, belki de sadece insanlara ait olduğu sanılıyordu. Science dergisinde yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, diğer memelilerde bu kapasite çok daha az gelişmiş.

En Yüksek Asansör Kulesi

Gökdelenler günden güne kilometre denebilecek yüksekliklere yaklaştıkça, asansör teknolojisinin önemi artıyor. Mitsubishi, en yüksek asansör kulesini inşa ediyor. Amacı yeni asansör teknolojilerinin testi olan kulenin adı SOLAE olarak belirlenmiş. 173 metre yüksekliğindeki kule 10 katlı, ve bu 10 kat normal bir binanın 40 katına eşdeğer. Kule sayesinde asansör güvenliği, dayanıklılığı, konforu ve performansı konusunda atılımlar gerçekleşecek.

Yavru Kedi Saldırısı

Kedilerin şirinlikleriyle dolu harika fotoğraflardan yine birkaçı. Bu yavru kedinin, kasvetli gün geçiren herkesin gününü aydınlatacağı kesin.

Bir Laptop Nasıl Kullanılır?

Laptopların bilmediğimiz yanlarını keşfetmeye ne dersiniz. Resimlerden de gördüğünüz gibi, laptop sadece taşınabilir bir bilgisayar değil, başka kullanım alanları da olduğundan evinizde mutlaka bulunması gereken aletlerden biri. Ne zaman bir ceviz kıracağınızı veya tenis oynayacağınızı bilemezsiniz değil mi? Bu yüzden hemen bir laptop alın.

Hindularin İnek Öfkesi

İngiltere'de Hindularca kutsal sayılan hasta ineğin uyutulması üzerine 200 kadar Hindu protesto gösterisi düzenledi.

Hayvanları Koruma Derneği RSPCA'nın İngiltere'nin güneyindeki Horsham'daki merkezinin önünde toplanan 200 kadar gösterici, ineğin uyutulmasını protesto ederken, 700 kadarı da başkent Londra'nın kuzeyindeki Hindu tapınağında inek için dua etti.

Göstericiler, 13 yaşındaki Gangotri adlı hasta ineğin gizlice iğneyle uyutulmasını protesto ederken, Hindu tapınağının sözcüsü Vinay Tanna, Gangotri'nin 24 saat veteriner kontrolünde olduğunu ve hiçbirinin ineğe ötanazi uygulanması tavsiyesinde bulunmadığını ileri sürerken, ineğin eceliyle ölmesi gerektiğini belirtti.

Suçlamaları reddeden RSPCA ise hayvanın acı çektiğini, ortada gizlilik olmadığını, tapınak yetkililerine haber verildiğini açıkladı.

3M Güvenlik reklamı

3M, insanların, güvenlik camı kırmayı deneyip içindeki parayı alabileceği benzersiz bir reklam kampanyası başlattı. Bir dakikalığına düşündüğünüzde oldukça iyi görünüyor, ancak bu para desteleri sahte paralardan oluşuyor sadece üzerinde bulunan 500 dolar gerçek. Güvenlik görevlisi, kimsenin kuralları bozmadan, sadece ayaklarını kullanarak camı kırmayı denemelerine izin veriyor.

Elma Sanatı

Gerçekten yaratıcı bir kişiliğe sahipseniz, malzeme ne olursa olsun gerçek şaheserler ortaya çıkarabilirsiniz. Bu yazıyı elmalara adıyoruz.

Her Şeye Gücü Yeten Adam

Bu adamın gücü kesinlikle her şeye yetiyor ve her şeyi yapabiliyor. Ve en önemlisi, bu adamın yapabildikleri günlük hayatınızı gerçekten daha da kolaylaştırıyor. Herkesin sahip olması gereken pozitif bir yaratık.

Hayal ve Gerçek

Birçok duyguyu tasvir eden bir fotoğraf serisinden birkaç fotoğraf sunuyoruz. Tekrar genç olmak isteyen yaşlı kadın, ejderha olmak isteyen bir helikopter böceği ve kartal olmak isteyen güvercin sizin için seçtiklerimiz.

İkiz Kardeşler 100 Yaşında

Tıpatıp benzer ikiz kardeşler Betty Richards ve Jenny Pelmore 100'üncü doğum günlerinin şerefine kadeh kaldırdılar.

İngiltere'de 1908 yılının ilk günü hayata merhaba diyen ikiz kardeşler, geçtiğimiz gün evlerinde düzenlenen partiyle bir yüz yılı geride bırakmanın mutluluğunu paylaştılar. Kardeşler uzun yaşamın sırrını, neşeyi hayatlarından eksik etmemekle açıkladılar.

Güneş'i Yakalamak

İnsanların Güneş'i yakalamayı başardığı ve ellerinde tuttuğu harika fotoğraflara bir göz atmanızı tavsiye ediyoruz. Gerçekten çok hoş ve romantik, sizce de öyle değil mi?